Öne Çıkanlar Tutukluları Aç Bırakma Kararı okul çanta alışveriş Sivas Belediyesi ev sahibi olmak

Bu haber kez okundu.

Sonradan Gerçekleşen Komplo Teorileri

Toplum içinde bazı şeyler vardır ki, kulaktan kulağa duyulmasına rağmen kaynağı araştırılmadan “inanarak ve inandırarak” yayılmaya çalışılır. Şehir efsaneleri ya da klişeler olarak bunlar uzun süreler halk arasında yayılmaya ve uzun süreler varlığını sürdürmeye devam eder.

Çoğu, toplum içindeki siyasal ve kültürel farklılıklardan dolayı bilinçli olarak çıkarıldığı düşünülür. Bu hem ulusların, hem de uluslar arası milletlerin arasında da yaygın şekilde devam eder ve hatta en sonunda, resmi kurumlarca veya devletlerce araştırılarak aydınlatılmasına karar verilir. Sonuç itibariyle, Dünya’daki veya çevremizdeki her büyük olay sonrası, bir veya birden fazla komplo teorileri türemeye başlar.

Terör saldırılarından, bilimsel gelişmelerin sonrasında çıkan söylentilere, hastalık ve salgınlardan, küresel güçlerin savaşın kıyısına getiren hamlelerine büyük bir yelpazede ortaya çıkar ve türetilmeye devam eder.

İşte bunlardan bazıları var ki, her ne kadar komplo teorisi olarak ortaya çıkmış olsa da; sonrasında gerçekleşmesiyle akıllarda ve tarih sayfalarında yerini aldı.

Bunlardan bir kaçını sizler için derledik. Eminiz, bazı komplo teorilerinin günümüzde de sizlere ne kadar inandırıcı geldiğini düşünüyorsunuzdur. Sonuç olarak, bazı delillerin bir arada toplanması, bunları komplo teorisi olmaktan çıkarır ve yüzleşilmesi gereken büyük bir sorun olarak karşımıza çıkarır.



1- Hükümet her adımımızı takip ediyor
Amerikan toplumunda, hükümetin resmi ve yarı resmi kanalları aracılığı ile sürekli halkın tamamını izlediği ve gözlemlediği söylentisi meşhur bir komplo teorisidir. Hatta insanların her hareketlerini, telefon görüşmelerini,  gittiği yerleri ve gündelik konuşmalarını dahi kayıt altına alındığı yönünde toplumu çokça rahatsız etmişti. Fakat ne kadar garip ki; hükümet kanadından her defasında bu iddia reddedilse de, ardından hemen kanıt niteliğinde bir gelişme yaşanırdı.

2013 senesinde Edward Snowden isimli bilgisayar uzmanı aktivist, hükümetin 2000 senesinden beri PRISM adını verdikleri bir casus yazılım ile sürekli insanları takip ettiğini halka duyurdu. Üstelik bu gözetleme işlemi direkt ABD Ulusal Güvenlik Ajansı bünyesindeki bir birim tarafından resmi olarak yürütülmekteydi. CIA tarafından yürütülen bu ulusal güvenlik tedbirinde, internetin dev isimleri Google, Microsoft ve Facebook gibi birçok şirketten de kişisel verilerin temin edildiği öğrenildi.

Edward Snowden, bu haberden sonra görev aldığı Ulusal Güvenlik Ajansı ve Merkezi İstihbarat Teşkilatı’ndaki görevlerinden de uzaklaştırılmıştı.


2 -  Amerika soğuk savaş sonrası vatandaşlarını kobay olarak bazı deneylerde kullandı

Kulağa ne kadar ürkütücü geliyor, değil mi? Hem de bu çalışmaları kendi ülkenizde, kendi ülkenizin hükümetleri bizzat size bilgi vermeden sizin üzerinizde gerçekleştiriyor. Farkında bile değilsiniz.

Soğuk savaşın ayyuka çıktığı seneler olan 1953 – 1964 seneleri arasında, Amerika Ulusal İstihbarat Teşkilatı, özellikle Rus casuslarına karşı geliştirmeyi hedeflediği halüsinojenik kimyasalları kullandıkları ilaçlarla, hafızalarını hedef almıştı. Bu ilaçlar sayesinde, yakalanan ajanları sakladığı bilgileri bilinç altılarını kontrol ederek elde etmeye çalışmak istiyorlardı. Fakat bunun gizli bir program ile ilk önce test edilmesi gerekiyordu. O yüzden, bu yıllar arasında başta hapishaneler, ölümü kaçınılmaz olan kanser hastaları olmakla beraber birçok Amerikan vatandaşı; basit ilaç denemeleri sandıkları testlere tabi tutuldular. Hatta bu deneyler sonrasında, biri doktor 2 kişi aşırı paronaya ve şizofreni tanısı ile hayatını kaybetmişti. 1977 senesinde ise yine bu tip çalışmaların gerçekliği, bazı resmi belgelerin ortaya çıkması ile tüm kamuoyuna açıklanma mecburiyeti doğurmuştu.
 



3- Sigaranın ölümcül etkileri uzun süreler tüm Dünya’dan saklandı

1950’li yıllara kadar, başta sigara firmalarının Dünya genelindeki reklamlarında sigaranın ölümcül tehlikesinden zerre kadar bahsedilmiyordu. Hatta ruhsal açıdan faydası olduğu, fiziki olarakta zayıflamaya yardımcı olduğu gibi birçok safsata ile satışlarını arttırmak için reklamlar dönüyordu televizyonlarda. Öyle ciddi bir reklam çalışması yapılıyordu ki; bu reklamlara binlerce bilim adamı ve doktor da maalesef malzeme edildi. O senelerde, birçok ünlü bilim adamının sigara firmalarından aldığı yüklü paralar ile bu tip reklamlarda oynatıldığı biliniyordu.

Oysa o zamanlarda bile gerçekten toplum yararına çalışan bilim adamları ya suikastlara uğruyor, ya da görevlerinden hızlıca el çektiriliyordu.

Taki 1964 senesine kadar. Dünya’nın birçok yerinde sigaraya bağlı ölümlerin artık örtbas edilemeyeceği anlaşılınca, başta Amerika’da Sağlık Bakanlığı tarafından “ Sigara ölümcüldür. “ bildirileri yayılmaya başlandı. Hatta Dünya Sağlık Örgütü ( WHO )aynı senelerde, sigarayı küresel bir insan sağlığı düşmanı ilan etmek zorunda kaldı. 2006 senesinde ise, Amerikalı hâkim Gladys E. Kessler, senelerce gerçeği gizledikleri için Amerika’da faaliyet gösteren tütün şirketlerinde çok ciddi miktarlarda ceza ödemesine karar verdi.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.